Dünyalaştırma Nedir? Gezegen Mühendisliği, Dünya Dışı Gezegenleri İnsan Yaşamına Uygun Hale Getirebilir mi?

admin     17-11-23     Doğa Bilimleri     Dünyalaştırma Nedir? Gezegen Mühendisliği, Dünya Dışı Gezegenleri İnsan Yaşamına Uygun Hale Getirebilir mi?     44 Defa Okundu

Dünyalaştırma (İng: “Terraforming”); bir gezegenin, uydunun veya asteroidin doğal koşullarını yani atmosferini, sıcaklığını, ekolojisini veya yüzey topografyasını insanlar için yaşanabilir hale getirme sürecidir. Dünyalaştırma kavramı üç başlık altında incelenebilir. Bu başlıklar Dünyamsılaştırma (İng: “Para-terraforming”), Kısmi Dünyalaştırma ve Tam Dünyalaştırmadır.[1]

Dünyalaştırma teknolojilerini incelediğimizde iki ana teknoloji karşımıza çıkmaktadır. Bunlar, atmosferik teknolojiler ve yüzey teknolojileridir. Atmosferik teknolojiler, Dünyalaştırılacak gezegenin atmosferini Dünya’nınkine benzer bir hale getirmeyi hedefler. Bu teknolojilerle genellikle atmosferdeki gazların bileşimini değiştirme veya sera gazlarını artırma gibi süreçler gerçekleştirilir.

Tüm Reklamları Kapat

Yüzey teknolojileri ise Dünyalaştırılacak gezegenin yüzeyini yaşanabilir hale getirmeyi esas alır. Bu amaç doğrultusunda, çoğunlukla gezegene su ve bitki örtüsü kazandırılması yolları tercih edilir. Kısacası bu süreçlerle Dünyalaştırılacak gezegen veya uydu, insan yaşamı için uygun hale getirilir. Dünyalaştırma sürecinde izlenecek olası adımlar genel olarak şu şekildedir:

  1. Atmosferin Değiştirilip Düzenlenmesi: Dünyalaştırma sürecinde ilk adım genellikle gezegenin atmosferinin insan yaşamına uygun hale getirilmesidir. Bu; uygun oksijen seviyelerinin sağlanması, sera etkisi gazlarının kontrol edilmesi ve radyasyonun etkilerinin azaltılması gibi çalışmalarla sağlanabilir.
  2. Yüzey Sıcaklığının Düzenlenmesi: İklim kontrolü, yüzey sıcaklığının insanlar için uygun hale getirilmesini gerektirebilir. Bu süreç; Güneş ışığının dağıtılması, sıcaklık dalgalanmalarının kontrol edilmesi ve soğutma sistemlerinin kullanılması gibi adımları içinde bulunduracaktır.
  3. Su Kaynaklarının Oluşturulması: Su, yaşamın temel bir bileşeni olduğundan Dünyalaştırma sürecinde su kaynaklarının oluşturulması veya taşınmasına ihtiyaç vardır. Süreç boyunca su rezervuarları, göletler veya deniz suyundan tuz giderme işlemleri kullanılabilir.
  4. Bitki Örtüsü ve Ekosistemlerin Oluşturulması: Bitki örtüsü ve diğer ekosistemler, gezegenin canlılar için yaşanabilir hale getirilmesinde kilit faktörlerdir. Bitkiler atmosferi temizler, oksijen üretir ve besin kaynağı oluşturur.
  5. Yüzey Düzenlemesi: Yüzeydeki topografik özellikler, yerleşim bölgeleri ve altyapı inşası için düzenlenmelidir. Dağları, vadileri ve denizleri kontrol etmek; yerleşim alanlarını planlamak ve kaynakları yönetmek Dünyalaştırma sürecinin önemli bir parçası olacaktır.
  6. Uygun İklimin Sürdürülmesi: Dünyalaştırma işlemi tamamlandığında, yaşam için elverişli iklimin sürdürülmesi ve koşulların stabilizasyonu adına belirli bir çaba gerekecektir. Atmosferin korunması, çevre faktörlerinin izlenmesi ve gerektiğinde düzenlemeler yapılması bu stabilizasyon için gereklidir.[2]
Dünyalaştırma sürecine dair bir gösterim.
Dünyalaştırma sürecine dair bir gösterim.
Freethink

Dünyalaştırma Kavramının Tarihçesi

“Dünyalaştırma” terimi, ilk kez Amerikalı bilim kurgu yazarı Jack Wiliamson tarafından kullanılmıştır. Terim, 1942 yılında Astounding Science Fiction dergisinde yayımlanmış “Collision Orbit” isimli bilim kurgu romanında ve “Seeds of Life” isimli öyküde kullanılmasıyla popülerleşmeye başlamıştır. Bu eserler, gezegenlerin atmosferini ve yüzeyini değiştirme fikirlerinin ilk defa büyük kitlelere ulaşmasına olanak sağlamıştır.[3]

Tüm Reklamları Kapat

Venüs’ü ve Mars’ı Dünyalaştırma Fikirleri

Dünyalaştırma kavramının bilimsel temelleri ise, astronom Carl Sagan’ın 1961 yılında Science dergisinde Venüs’ün gezegen mühendisliğini önerdiği makalesiyle atılmıştı. Venüs’ün yüzey sıcaklığının 737 K (471 °C) kadar olduğu düşünüldüğünde Sagan’a göre gezegende yaşayabilmenin temel şartı yüzey sıcaklığını azaltmak olmalıydı. Bunun üzerine Sagan, Venüs’ün atmosferini alglerle tohumlamayı planlamıştı. Plan Sagan’ın düşündüğü gibi hayata geçirilebilseydi algler; suyu, azotu ve karbondioksiti organik bileşiklere dönüştürecek ve yüzey sıcaklıkları yaşanabilir seviyelere gelene dek sera etkisini azalacaktı. Ancak işler Sagan’ın planladığı gibi gitmeyecek ve Venüs’ün koşulları üzerine yapılan sonraki araştırmalar Sagan’ın yaklaşımını olanaksız bir konuma sürükleyecekti.

Venüs’ü Dünyalaştırmamıza engel olan sorunlardan bazıları gezegendeki bulutların konsantre bir sülfürik asit çözeltisinden oluşması ve atmosferinin oldukça kalın olmasıdır. Ayrıca atmosferde tohumlanan algler, atmosferin üst kısmında yaşasalardı bile organik formda sabitlenebilecek karbonlar, yanarak yeniden karbondioksit haline geçeceğinden başladığımız noktaya tekrardan gelmiş olacak ve Venüs’ün Dünyalaştırılmasında yol alamayacaktık.

Ancak Carl Sagan’ın bu fikri ortaya attığı 1961 yılında Venüs’ün atmosferine dair bildiklerimiz sınırlıydı. Bundan dolayı teorisi geçerliliğini koruyordu; ancak 1994 yılında kaleme aldığı Soluk Mavi Nokta isimli kitabında dönemin güncel verilerine bakarak Venüs’ün atmosferinin çok yoğun ve kalın olduğunu, bu yüzden de gezegen üzerinde Dünyalaştırma yapamayacağımızı kendisinin de kabul etmesiyle birlikte teorisi tarihe karışmıştır.[4], [5]

Evrim Ağacı’ndan Mesaj

Venüs'ün Dünyalaştırılması sonucu planlanan kavramsal görünümü.
Venüs’ün Dünyalaştırılması sonucu planlanan kavramsal görünümü.
Wikipedia Commons

Bu gelişmelerin ardından Carl Sagan 1973 yılında “Mars’ta Gezegen Mühendisliği” isimli bir makale yayımlamıştır. Sagan, makalesinde Mars’ın Dünyalaştırılma sürecini görselleştirmiş ve Mars’ın iki şekilde Dünyalaştırılabileceğini öne sürmüştür. Önerileri arasında düşük albedolu (yansıtılabilirlikli) maddelerin taşınması ve kutup bölgelerinde ısıyı absorbe edebilecek koyu yapraklı bitkilerin yetiştirilmesi bulunmaktadır.[6]

NASA, bu gelişmelerden 3 yıl sonra gezegen mühendisliği konusunu gündemine almış ancak çalışmada Sagan’ın terimi yerine “gezegensel ekosentez” ifadesini kullanmıştır. Böylelikle “Mars’ın Yaşanabilirliği Üzerine: Gezegensel Ekosenteze Bir Yaklaşım” isimli çalışmada gezegen mühendisliği konusu ilk kez resmi olarak ele alınmıştır. Çalışma sonucunda Mars’ın yaşam için elverişli olduğu ve yaşanılabilir hale getirilebileceği kabul edilmiştir.

Aynı yıl içerisinde “gezegensel modelleme” adıyla Dünyalaştırma kavramı üzerine ilk konferans oturumu gerçekleştirilmiştir. Devam eden süreçte uzay mühendisi James Oberg tarafından Birinci Dünyalaştırma Toplantısı düzenlenmiştir. Dünyalaştırma kavramının daha da yaygın hale gelmesi ise Dr. Christopher McKay tarafından yazılan “Terraforming Mars” (Tr: “Mars’ı Dünyalaştırmak”) isimli makale ile olmuştur.[7]

1984’te James Lovelock ve Michael Allaby The Greening of Mars isimli bir kitap yayımlamıştır. Kitap, Mars atmosferine kloroflorokarbon (CFC) eklenerek suni bir küresel ısınma yaratmayı, bu vesileyle de gezegeninin ısıtılmasını konu almıştır. 2009 yılında ise ABD Enerji Bakanlığı’ndan mühendis Kenneth Roy, Journal of British Interplanetary Sciences‘ta yayımladığı makalesinde “Kabuk Dünya” (İng: “Shell World”) kavramını ortaya koymuştur.

Dünyalaştırma sırasında sağlanan koşulların stabilizasyonu için gezegenin üstüne kubbe şeklinde bir çatı inşa etmeyi öneren gösterim.
Dünyalaştırma sırasında sağlanan koşulların stabilizasyonu için gezegenin üstüne kubbe şeklinde bir çatı inşa etmeyi öneren gösterim.
Universe Today

Dünyalaştırma Neden Gerekli?

Kaynaklara harcanacak para, zaman ve süreç boyunca yaşayacağımız zorluklar dikkate alındığında, Dünyalaştırmaya neden gerek duyduğumuz sorusunun akla gelmesi beklenir. Dünya’nın mevcut kaynakları sınırlıdır ve nüfus arttıkça, bu kaynakların tükenme hızı da nüfusun artma hızlıyla orantılı olarak artmaktadır. Fosil yakıtlar, su, tarım alanları ve hatta temiz hava gibi kaynaklar günden güne daha da talep edilir hale gelmektedir. Dünyalaştırma, bu noktada sınırlı kaynaklarımız için bir çözüm yolu olabilir.

Tüm Reklamları Kapat

Günümüzde atmosferdeki karbondioksit seviyeleri 400 ppm’yi aşmış durumdadır. Bu değer Pliyosen Çağ’ından beri görmediğimiz bir yüksekliktedir. NASA tarafından yapılan tahminlere göre atmosferdeki karbondioksit emisyonları yüzyılın sonuna doğru 550 ppm seviyelerine sabitlenecek, bu durumun da dünyanın ortalama sıcaklığında 2,5 °C’lik bir artışa sebep olacaktır. Bu durum karşısında Dünyalaştırma, özellikle iklim değişikliği ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi küresel sorunlar nedeniyle yaşanabilir alanların azaldığı bir dönemeçte önem arz etmektedir. Bunlarla birlikte Dünya’nın nüfusu arttıkça, yaşanabilir alanlar da azalmaktadır. Dünyalaştırma, bizlere yeni yaşam alanları oluşturma potansiyeli de sunacaktır.[8]

Ayrıca insanlık tarihini incelediğimizde insanlığın mevcut gezegen şartlarını değiştirmek konusunda halihazırda etkili olduğunu görebiliriz. Örneğin sanayi devrimiyle birlikte fosil yakıtların (kömür, petrol, doğalgaz) yaygın olarak kullanılması ve endüstriyel faaliyetler sera etkisini meydana getirmiştir. İnsanların bu faaliyetleri sonucu elde ettiği bilgiler, Dünyalaştırılacak gezegenin ya da uydunun yüzey sıcaklığını yükseltmek amacıyla kullanılabilir. Ek olarak Venüs gibi sera etkisinin yoğun olarak yaşandığı ortamlarda çalışırken geliştireceğimiz teknolojiler ve bu geliştirdiğimiz teknolojileri test edebilme imkânı, küresel ısınma ile mücadelemizde yol kat etmemize yardımcı olabilir.

Dünyalaştırmanın faydaları yukarıdaki gibi özetlenebilir, ancak sürecin bir hayli zorlu olduğu ve bu alanda yaşayabileceğimiz her türlü başarısız sonuca açık olmamız gerektiği de vurgulanmalıdır. Teknolojik yetersizlikler, büyük miktarda kaynak gerekliliği, cevaplanan soruların başka soruları da beraberinde getirmesi ve sürecin çok uzun zaman alacak olması bazı potansiyel zorluklardır.[9], [10]

Sonuç

Dünyalaştırma, insanlığın gelecekteki yaşamını şekillendirebilecek bir teknolojidir. Bu süreç, Dünya dışı ortamları yaşanabilir hale getirme potansiyeli sunması ve insanlık adına yeni fırsatlar ve kaynaklar yaratması nedeniyle oldukça önemlidir. Ancak Dünyalaştırma etik, çevresel ve teknik zorlukları da beraberinde getirmektedir. Bu zorlukların üstesinden gelebilmek için de konu hakkında daha fazla araştırma ve tartışma yapılması, hatta küresel iş birliklerinde bulunulması faydalı olabilir.

Etiketler

Sende Paylaş:  Facebook    Tweet    Pinterest    Google+    Whatsapp  

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

İçerikler

Sohbet siteleri ziyaretçilerine yeni insanlarla tanışarak, arkadaşlıklar kurabileceği bir ortam sunmaktadır.

Takip Et

Sende ♥ hemen takip et

© Copyright 2023 Askimsin.Net - Tüm hakları saklıdır.